1- İlahi Birlik Yasası:
İlahi Birlik Yasası ve Evrensel Bağ
İlahi Birlik Yasası’na göre evrende her şey birbirine bağlıdır. Bu nedenle düşüncelerimiz hem başkalarını hem de çevremizi doğrudan etkiler. Aslında insanlık ve yaratıcı güç tek bir bütündür. Çünkü bu enerji, yaşayan veya maddi olan her şeye aynı anda nüfuz eder. Üstelik biz bu sonsuz bilgi kaynağına her an erişebiliriz.
Kutsal Birlik Alanı
Her ruh, bu evrensel enerjinin bir parçasıdır. Bu sebeple görülen ve görülmeyen her şey ayrılmaz bir birlik alanı oluşturur. Hatta biz bu alanı Yaşam Gücü veya Evrensel Zihin olarak da adlandırıyoruz. Kısacası var olan her şey aslında tek bir kaynaktan gelir.
Bilinçli Yaşam ve Empati
Bu yasayı anlamak, her şeye bağlı olduğumuz gerçeğini kavramamızı sağlar. Özellikle insanlık için bu farkındalığı başlatmak çok önemlidir. Böylece birbirimiz hakkındaki düşüncelerimizi iyiliğe odaklarız. Zaten başkalarındaki iyiyi düşündüğünüzde, onlar da sizdeki iyiliği görürler. Unutmayın ki düşünce ve eylemlerimiz iyilik üzerine olmalıdır. Çünkü ne ekersek onu biçeriz.
Ayrılık Yanılsaması
Evrende her şey enerjiden oluşur. Örneğin vücudunuzdaki en küçük parçacıklar bile sabit değildir. Aksine bu sayfa, gökyüzü ve tüm insanlar sürekli bir enerji akışı içindedir. Bir başka deyişle aramızda gerçek bir ayrılık yoktur. Eğer her varlıkla bir olduğunuzu gerçekten bilseydiniz, muhtemelen çok daha farklı davranırdınız.
Enerjinin Bumerang Etkisi
Hepimiz tek bir kaynağa bağlıyız. Bu yüzden yaptığımız her hareket tüm evrenin ortak bilincini etkiler. Ayrıca birine yönelttiğiniz negatif enerji tıpkı bir bumerang gibi size geri döner. Buna karşılık başkalarının hayatına katkıda bulunmak bize en büyük sevinci verir. Sonuç olarak bu farkındalık bizi hem daha güçlü hem de daha empatik yapar.
2- Titreşim Kanunu:
Titreşim Kanunu’na göre evrendeki her şey en temelinde saf enerji ve ışıktan oluşur. Bu durum görülen veya görülmeyen tüm varlıklar için geçerlidir. Aslında her düşünce ve duygunun kendine has bir frekansı vardır. Seçtiğimiz hisler ve hareketler de belirli titreşim oranlarına sahiptir. Bu titreşimler, evrende aynı frekansta olan diğer enerjilerle hemen rezonans oluşturur. Bir başka deyişle, düşünceleriniz evrenin geri kalanına kopmaz bağlarla bağlıdır. Dolayısıyla iyi düşünceleri seçtiğinizde, doğadaki benzer frekanslarla uyum yakalarsınız.
Bilimsel Bakış ve Kuantum Boyutu
Bilim, evrendeki her şeyin belirli frekanslarda titreşen enerji paketlerinden oluştuğunu kanıtlar. Kuantum fizikçileri maddeyi en küçük bileşenlerine kadar incelerler. Bu süreçte atomların ve elektronların aslında enerjiyle dolu boş bir mekan olduğunu görürler. Yani özünde her şey enerji ve boşluktan ibarettir. Katı görünen her nesne, aslında belirli bir hızda titreşen enerjidir. İlginç bir gerçek olarak, bir nesne yoğunlaştıkça titreşim hızı da artar.
Bilinçaltı ve Çekim Gücü
Düşünceler zihnimizde bir alışkanlık oluşturduğunda bilinçaltına sıkıca yerleşirler. Böylece bu düşünceler sizin baskın titreşiminiz haline gelir. Bu temel rezonans, benzer enerjileri hayatınıza bir mıknatıs gibi çeker. Tüm evreni maddi ve enerjisel bir bütün olarak düşünebilirsiniz. Bu noktada titreşimleriniz çevrenizdeki insanları, hayvanları ve hatta boşluk sandığınız alanı bile etkiler. Aynı şekilde onlar da sizin üzerinizde bir etki bırakırlar.
Duyguların Frekans Gücü
Şu anki hisleriniz mevcut titreşiminizi doğrudan belirler. Duygu kelimesi, aslında bu titreşimin bilinçli farkındalığını tanımlar. Dolayısıyla ne hissediyorsanız, hayata o titreşimi yansıtırsınız. Basitçe söylemek gerekirse, olumlu duygular olumlu durumları davet eder. Buna karşılık, negatif duygular ise olumsuz koşulları beraberinde getirir.
Rezonans Nedir?
Rezonans, kelime kökeni olarak “akış” veya “yankı” anlamına gelir. Fiziksel ve ruhsal anlamda ise bir eko veya titreşim uyumunu ifade eder. İki farklı sistem aynı frekansta buluştuğunda rezonans gerçekleşir. Sonuç olarak, zihninizdeki frekansı değiştirerek evrenin hangi kısmıyla yankılanacağınızı siz seçersiniz.
3- Yazışma Hukuku:
Yazışma Yasası: İç ve Dış Dünyanın Uyumu
Pek çok Evrensel Yasa bildiğinize eminim. Özellikle Çekim Yasası ve Sebep-Etki Yasası en popüler olanlarıdır. Ancak, belki de en önemlisi olan Yazışma Yasası’nı daha önce duymadınız. Bu yasa temelinde bir iletişim biçimidir. Fakat bu iletişim insanlar arasında değil, kendi parçalarımız arasında gerçekleşir. Yazışma Yasası, genellikle İçsel Öz ile Dışsal Benlik arasındaki yansımayı ele alır. Üstelik bu ilişkiyi anlamak için Yüksek Benliği de sürece dahil etmeliyiz.
Yukarıdaki Gibi, Aşağıdaki Gibi
Şüphesiz “Yukarıdaki nasılsa, aşağıdaki de öyledir” ifadesini biliyorsunuzdur. Bu fikir, aslında fiziksel dünya ile zihinsel enerjiler arasındaki bağı açıklar. Dolayısıyla fiziksel gerçekliği değiştirmenin anahtarı, ruhsal varlığınızı fark etmektir. Çünkü fiziksel yaşamınızdaki her adım, aslında ruhsal benliğinizi yansıtır. Bu nedenle derslerimizi öğrenene kadar aynı olayları tekrar tekrar yaşarız.
Enerjinin Dönüşü ve Tekrar Döngüsü
Düşünce ve duygularımız Yüksek Bilgeliği yansıtmazsa, evren bu düşük enerjiyi reddeder. Ardından bu frekansı tekrar gözden geçirmemiz için bize geri gönderir. Bu yüzden bazen zorlayıcı durumlarla boğulmuş hissedebilirsiniz. Aslında Yüksek Benliğinizden yardım istemek yerine, düşük enerjileri evrene yollarsınız. Evren ise “Tekrar dene” diyerek bu enerjiyi size iade eder. Kısacası bu hareket hayatımızın her anında devam eder.
Gerçek Değişimin Anahtarı
Yazışma Yasası, bir konuyu iyileştirene kadar ona bakmamızı öğretir. Eğer davranışlarınız İlahi Bilgelik ile hizalanmazsa, olumsuz durumlar gerçekliğinizde tekrar eder. Ancak barış ve sevgi perspektifine yaklaştığınızda bu döngü kırılır. İşte o an, hayatınızda gerçek değişimin meydana geldiği andır. Böylece iç dünyanız değiştikçe, dış dünyanız da ona uyum sağlar.
Bakış Açımızı Nasıl Değiştiririz?
Yazışma Yasası’nı kavramak, fiziksel olaylara dair algımızı temelden dönüştürür. Böylece kaosun ortasında duygusal olarak kararlı ve bilge kalabiliriz. Özellikle Yüksek Benlik ile hizalanmak için bilinçli bir çaba göstermeliyiz. Düşük benliğimiz zorluklarla karşılaştığında, rehberlik almak için şu yöntemleri kullanabiliriz:
1. Ayna Görüntüsü Yöntemi
Olumsuz bir deneyim yaşadığınızda hemen durun ve iç dünyanıza bakın. Çünkü dış dünyanız, aslında iç dünyanızdaki bir uyumsuzluğu size yansıtır. Bir başka deyişle, karşılaştığınız olaylar hasarlı benliğinizin bir ayna görüntüsüdür. Bu görüntüler, bilinçaltınızda iyileşmesi gereken noktaları size açıkça gösterir.
2. Duygusal Tetikleyicileri Anlamak
Negatif bir duygu hissettiğinizde, bu hissin nedenini anlamak için kendinize zaman ayırın. Ayrıca verdiğiniz tepkileri dikkatlice analiz edin. O an fiziksel benliğinize mi yoksa Yüksek Benliğinize mi bağlısınız? Bu soru hayati bir önem taşır. Zaten varoluşunuzun yüksek kısmına eriştiğinizde, gerçek kimliğiniz fiziksel bedeninizde açığa çıkar.
3. İçsel Hizalanma ve Dönüşüm
Negatif düşünceleri olumlu olumlamalara dönüştürmek için vakit ayırmalısınız. Bunu yaptığınızda, içsel gerçeğinizle tam bir uyum yakalarsınız. Sonuç olarak, gerçek ruhunuzun fiziksel benliğinize dönüşmesine izin verirsiniz. Bu süreç, sadece zihninizi değil, tüm yaşamınızı iyileştirir.
Rakip Kuvvetin Gücü
Dış dünyanızdaki düşük frekansları keşfettiğinizde, karşıt enerjiyi kullanarak bunları hemen dönüştürebilirsiniz. Enerjimiz her zaman bize geri yansıdığı için negatif durumlarla her an karşılaşabiliriz. Ancak bu enerjiyi dağıtmanın ve Yüksek Benliğe bağlanmanın en hızlı yolu, olaya tam tersi bir tepki vermektir.
Örneğin:
Eleştirildiğiniz zaman, birini içtenlikle övün.
Yaralandığınızda, birine sevgi gösterin.
Cesaretiniz kırıldığında, birini teşvik edin.
Korktuğunuzda, çevrenize güven verin.
Yaşamın Akışına Teslimiyet
Kendinizi sakin bir nehirde, sal üzerinde huzurla yüzerken hayal edin. Yaşamın her anı, bir sonrakine şüphe duymadan akar. Aslında hayatı barış içinde yaşamak, Yazışma Yasası ile tam uyum sağlamak demektir. Buna karşın, hırçın dalgalarla karşılaştığınızda bu durumu bir uyandırma çağrısı olarak görün. Çünkü dış dünyadaki bu sarsıntılar, iç dünyanızda ince bir ayar yapmanız gerektiğini hatırlatır.
İçten Dışa Değişim
Unutmayın ki tek kalıcı değişiklik içeriden başlar ve ardından dışarıya yansır. Gerçek değişim her zaman Üst Akıl’dan alt zihne doğru akar. Birçok kişi dış dünyayı değiştirerek mutlu olacağını sanır. Fakat kalıcı huzur, sadece Yüksek Benlik’ten gelen rehberliği kabul eden İçsel Öz’den gelir. Bu yüzden hayatla beraber akmaya çalışın. Bir sarsıntı hissettiğinizde ise kendinizi serbest bırakın. İlahi Benliğiniz ile bağınızın nerede koptuğunu kendinize sorun. Muhtemelen hatayı hemen görecek ve bir sonraki sefere çok daha iyi hizalanacaksınız.
İçinde olduğu gibi” ifadesi, zihin ve ruh dünyamızın dış gerçekliğimizi nasıl şekillendirdiğini açıklar. Aslında bu yasa, ruhsal ve fiziksel dünyalar arasında uyum sağlamadan hedeflerinize ulaşamayacağınızı hatırlatır. Dolayısıyla dış dünyayı değiştirmek istiyorsanız, işe önce kendi iç dünyanızdan başlamalısınız.
Kişisel Sorumluluk ve Dönüşüm
Günümüzde her bireyin kendi kişisel evriminden sorumlu olması büyük önem taşır. Çünkü biz değiştikçe dünya da yeryüzündeki cennete dönüşür. Ancak bu noktada kendinize karşı dürüst olmanız temel şarttır. Böylece içinizde ve etrafınızda yaratmak istediğiniz o büyük potansiyeli gerçekleştirebilirsiniz.
Değişimin Gücü
İçsel büyüme, dış dünyadaki somut değişikliklerin anahtarıdır. Bu yüzden beklemek yerine harekete geçmeli ve sorumluluk almalısınız. Sonuç olarak siz geliştikçe, evren de bu gelişime uyum sağlayarak size yeni kapılar açar.
4- Çekim Yasası:
Çekim Yasası, zihnimizdeki düşünceleri somut gerçekliğe dönüştüren evrensel bir güçtür. Bu yasa, yaş veya inanç fark etmeksizin hepimizi aynı şekilde etkiler. Aslında odaklandığınız her şeyi bir mıknatıs gibi hayatınıza çekersiniz. Dolayısıyla zihninizdeki negatif bulutlara odaklanmak yerine, hedeflerinize ve olumlu olasılıklara yönelmelisiniz.
Zihnin Gücü ve Somut Gerçeklik
Zihnimiz, düşüncelerimizi eyleme döken muazzam bir merkezdir. Çünkü her düşünce eninde sonunda fiziksel bir karşılık bulur. Hatta hayatınızı bir plan çerçevesinde şekillendirdiğinizde, evren bu yolda size yeni kapılar açar. Sonuç olarak doğru düşünceleri seçmek, arzuladığınız geleceği inşa etmenin ilk adımıdır.
Hayatın Gizli Pusulası
Çekim Yasası, pek çok kişi için hayatın en büyük gizemlerinden biridir. Oysa bizler farkında olsak da olmasak da her saniye dışarıya belirli enerji sinyalleri göndeririz. Bir başka deyişle birer “insan mıknatısı” gibi davranarak, dışarıya ne yansıtıyorsak onu kendimize geri çekeriz. Kısacası düşünce kalıplarınızı değiştirerek tüm dünyanızı yeniden tasarlayabilirsiniz.
İçsel Potansiyel ve Kontrol
Ne yazık ki çoğumuz içimizde kilitli duran büyük potansiyeli görmezden geliyoruz. Bu nedenle düşünce ve duygularımızı kontrolsüz bırakmak çok kolay hale geliyor. Sonuç olarak evrene yanlış sinyaller gönderiyoruz ve istemediğimiz olayları hayatımıza çekiyoruz. Oysa bu yasayı keşfetmek, hayatınız için büyük bir dönüm noktasıdır. Üstelik çekim gücünü bir kez anladığınızda, tüm geleceğinizi kendi ellerinizle yaratmaya başlarsınız.
Çekim Yasasının Kadim Kökenleri
Çekim Yasası aslında modern bir icat değildir. Aksine bu yasanın uygulamaları tarih boyunca büyük liderlerin hayatlarını aydınlatmıştır. Örneğin yüzlerce yıl önce Buda, bu öğretiyi insanlara ilk anlatan kişilerden biriydi. Hatta onun “Ne düşünürsen o olursun” sözü, bu yasanın en derin inancını yansıtır. Buna ek olarak kavramın Batı kültürüne yayılmasıyla birlikte “Karma” terimi de toplumda popülerlik kazandı.
Tarihsel Kanıtlar ve Ortak Bilgelik
Yüzyıllar boyunca insanlar dünyaya ne verirlerse onu geri alacaklarını bildiler. Yani öfke, mutluluk veya sevgi gibi duygular eninde sonunda size geri döner. Zaten bu basit konsept çok uzun zamandır farklı şekillerde karşımıza çıkıyor. Ayrıca çekim yasasının temel ilkelerini birçok dini metinde ve antik medeniyette görebilirsiniz. Mesela kutsal kitaplardaki “İnsan kalbinde ne taşıyorsa odur” ifadesi bu gerçeği kanıtlar. Kısacası bu kadim bilgelik, keşfetmeniz için çağlar boyu kayıt altına alınmıştır.
Çekim Yasası Gerçek mi?
Tarih boyunca damga vurmuş pek çok isim, Çekim Yasası’nı dünyanın en büyük güçlerinden biri olarak görür. Shakespeare, Newton ve Beethoven gibi büyük düşünürler, eserlerinde bu mesajı açıkça işlerler. Buna ek olarak, günümüzde Oprah Winfrey ve Denzel Washington gibi isimler de bu yasayı tutkuyla savunurlar. Hatta milyonlarca insan, dijital platformlarda bu yasa sayesinde kazandıkları başarı hikayelerini paylaşır.
Sorumluluk Almanın Gücü
Bu yasanın en zor kısmı, hayattaki tüm kararların sorumluluğunu üstlenmektir. Çünkü iyi ya da kötü her deneyimi kendi düşüncelerimizle şekillendiririz. Ancak bu gerçeği bir kez kabul ettiğinizde, içinizdeki umut ve cesaret yeniden canlanır. Böylece korku ve endişe döngüsünden sonsuza kadar kurtulursunuz. Sonuç olarak, hayatınızın tek yöneticisi haline gelirsiniz.
Çekim Yasasının Arkasındaki Bilim
Son yıllarda kuantum fizikçileri, zihin gücünün evren üzerindeki etkisini daha net aydınlattılar. Özellikle bilim dünyası, düşüncelerimizin dış dünyayı nasıl şekillendirdiğini artık daha iyi kavrıyor. Zaten bu yasayı kullanmak için kuantum fiziğini tam olarak anlamanız gerekmez. Nasıl ki yerçekiminden faydalanmak için fizikçi olmanıza gerek yoksa, bu yasadan da her an yararlanabilirsiniz.
Sınırsız Potansiyelin Tadını Çıkarın
Fizikçiler bize bilgi sağladıkça, kendi hayatımızın yaratıcıları olduğumuzu daha iyi anlıyoruz. Dolayısıyla, ürettiğiniz enerjiyi özgür bırakmak sizi her anlamda güçlendirir. Üstelik evrenin her zaman yanınızda olduğunu bilmek size büyük bir huzur verir. Kısacası, zihninizi açtığınızda evrenin doğal bolluğundan sınırsızca yararlanabilirsiniz.
Çekim Yasası Nasıl Kullanılır?
Hayatın bize sunabileceği şaşırtıcı olanakları anlamaya başladığımızda aynı zamanda hayatın sanatçıları olduğumuzu da fark edebiliriz. İstenen yaşamımızın resimlerini oluşturuyoruz ve sonra seçimlerimizi ve öngördüğümüz şeyleri gerçekleştirecek eylemler yapıyoruz.
Peki, resmi beğenmediyseniz ne olur?
Değiştir!
Hayat boş bir tuvaldir. Bitmiş resmin nasıl görünebileceğinin kontrolü sizde.
Çekim Yasası gerçekten bu kadar basit. Yakalama yok. Tüm doğa yasaları tamamen mükemmel ve Çekim Yasası bir istisna değildir. Ne yaşamakta ya da nasıl bir yaşamda olursanız olun, bir fikre tutunabilir ve zihnin gözünde kendiniz için görüyorsanız, kendiniz için biraz çaba harcamanızı sağlayabilirsiniz.
İşte hayatınızda sadece Çekim Yasasından yararlanarak geliştirebileceğiniz birkaç alan var.
* Cazip Aşk ve Cazibe Yasası ile İlişkiler
“Sevginin başlangıcı direnişin sonunda.” -Danielle Işık
Her gün yeni ilişkiler kurularak, bunun ortak bir amaç olması şaşırtıcı değildir. Birçok insan hayatlarının aşkıyla tanışmak ister. Ama Çekim Yasası aşk hayatına yardım edebilir mi?
Kısa cevap? Evet.
-çekim yasası kuralları kullanılarak aşk nasıl bulunur?
Güveninizi, karizmanızı ve genel bilinçaltını, sevme isteğini artırabilecek pek çok Çekim Tekniği Kuramı vardır. Bu sayede, Çekim Ruhunu kullanarak gerçek ruh arkadaşınızı çekmek tamamen mümkündür.
** Cazibe Yasalarını Kullanarak Para Ve Zenginlik Çekme
“Her zaman hatırla, para bir hizmetkardır; Ustasın.” -Bob Proctor
Dünya genelinde başka bir ortak amaç finansal bolluktur. Zenginlik, hayatınızdaki bariz faydaları beraberinde getirir. Para, başınızın üzerine bir çatı ve masanın üzerine yiyecek koyabilir. Benzer şekilde aileniz ve arkadaşlarınız için sağlama yeteneği vardır.
Ne yazık ki çoğumuzun servet fikriyle sorunlu ilişkilerimiz var. Kesinlikle açgözlülük ve kibir çağrışımları vardır. Para çekmek için bu olumsuz düşünce kalıplarını yasaklamamız gerekiyor. Çekim Yasası’nın önemli bir yönü, pozitifliğin pozitifliği arttırdığı düşüncesidir. Bu nedenle görselleştirme araç ve tekniklerini kullanarak pozitif para alışkanlıklarını nasıl kolayca kullanacağınızı öğrenebilirsiniz.
*** Zihinsel Ve Fiziksel Sağlığınızı Geliştirin
“Sağlık fiziksel bedenimizin ötesine geçer. Sadece bedenlerimize koyduğumuz ya da ondan nasıl çıkabileceğimiz ile ilgili değil, aynı zamanda duygularımız ve ruhsal olarak nasıl hissettiğimizle de ilgili. ” -Katherine Hurst
Yoğun iş rutinleri, arkadaşlara ve aileye ve genel gündelik hayata olan bağlılıklarıyla bazen kendi kişisel sağlığımızı ihmal ediyoruz. Çekim Yasası’nın kullanılması, sağlıklı bir diyet, egzersiz ve düzenli doktor kontrolleri yerine geçemez, zihinsel, ruhsal ve fiziksel sağlığınız için çok çeşitli faydalar sağlayabilir.
Her şeyde pozitif olanı görmek için beyninizi eğitmek, zihinsel gelişim ve mutluluğa izin verir, bu da fiziksel sağlığınızı iyileştirebilir. Benzer şekilde, öz bakım için zaman ayırmak bir dizi akıl hastalığına karşı mücadeleye yardımcı olabilir.
Kişisel Güveninizi ve Mücadele Gerginliğinizi Azaltın
Yukarıdaki noktaya benzer şekilde ruh sağlığı fiziksel sağlığınızı gerçekten etkileyebilir. Bu nedenle, mümkün olan en kısa sürede herhangi bir stres düzeyini azaltmalısınız. Ek olarak Çekim Yasası evrende kendine güven ve inanç fikrine odaklanmaktadır. Etkinin Çekim’ini etkin bir şekilde kullanabilmek için kendinizdeki tüm şüphe duygularını bırakmanız gerekir.
5- İlham Alan Eylem Yasası:
Düşünceden Gerçeğe Geçişin Anahtarı
Eylem Yasası, hayallerinizi yeryüzünde somutlaştırmanız için kullanmanız gereken temel bir araçtır. Dolayısıyla, sadece düşünmek veya hayal kurmak yeterli değildir. Düşüncelerinizi, duygularınızı ve sözcüklerinizi mutlaka destekleyen eylemlerde bulunmalısınız. Bu yasa, arzu ettiğiniz sonuçlara ulaşmak için gerekli adımları atmanız gerektiğini açıkça belirtir. Ayrıca, vizyonunuzla uyuşan düzenli eylemler gerçekleştirmediğiniz sürece öngörülebilir bir sonuç elde edemezsiniz. Çoğu insan başarı peşinde koşarken maalesef korku veya tembellik nedeniyle bu yasayı ihmal eder. Oysa başarı, niyet ile hareketin mükemmel uyumundan doğar.
Sebep-Etki İlişkisi ve Özgür İrade
Bu yasayı doğrudan Sebep ve Sonuç Yasası ile ilişkilendirebilirsiniz. Çünkü gerçekleştirdiğiniz her eylem bir “sebep”, bunun sonucunda oluşan durum ise bir “etkidir”. Siz harekete geçtiğinizde evren mutlaka bir karşılık verir. Üstelik özgür iradenizle aldığınız kararlar hayatınıza ne getireceğinizi doğrudan belirler. Örneğin, bir konuyu öğrenmek istiyorsanız kitap okumak ve çalışmak gibi somut adımlar atmalısınız. Ancak bu şekilde evrene ne için çabaladığınızı net bir şekilde gösterebilirsiniz. Hareket etmediğiniz sürece potansiyeliniz sadece bir ihtimal olarak kalır.
Somut Adımlarla Geleceği İnşa Etmek
Eylem Yasası, bizi yaşam hedeflerimizi aktif bir şekilde takip etmeye zorlar. Zaten bu kanun, sadece hayal kurarak yeni bir gerçeklik yaratamayacağımızı savunur. Hayatınızı iyileştirme konusunda ciddiyseniz, mutlaka somut adımlar atmalısınız. Tabii ki görselleştirme yapmak ve olumlu bir tutum geliştirmek çok değerlidir. Fakat A noktasından B noktasına gitmek için gerçek adımlar atmanız şarttır. Buna ek olarak, bu hareketler zorlama bir motivasyon yerine içten gelen bir ilhamla yapılmalıdır. Böylece sabahları sadece bir “yapılacaklar listesi” hazırlayarak bile geleceğinizi değiştirecek etkileri anında başlatabilirsiniz.
İlham Alan Eylem ve Çekim Yasası Uyumu
İlham Alan Eylem Yasası, Çekim Yasası’nın en önemli tamamlayıcısı olarak bilinir. Bu iki yasa birbirine kopmaz bağlarla bağlıdır. Nitekim birçok insan sadece görselleştirmenin yeterli olacağını düşünerek hataya düşer. Oysa istediğiniz şeye doğru ilham verici adımlar atmanız gerekir. Atacağınız adım ister büyük ister küçük olsun, aradığınız ilişkiyi veya işi size anında yakınlaştırır. Sonuç olarak, bu disiplini bir alışkanlık haline getirdiğinizde başarılarınız üstel bir hızla artar. Aksi takdirde, ilk hareketi yapmadığınız sürece gelecekte beklediğiniz sonuçlara ulaşmanız mümkün olmayacaktır.
6- Sürekli Enerji Dönüşümü Yasası:
Sürekli Enerji Dönüşümü Yasası veya Enerji Yasası, tüm enerjinin hareket halinde olduğunu ve hareket halinde olan tüm enerjinin sonunda fiziksel biçimde görüneceğini açıklar. … Düşüncelerimizin sonunda fiziksel forma gireceği anlamına gelir.
Sürekli Enerji Dönüşümü Yasası, bütün insanlar hayatlarındaki koşulları değiştirme gücüne sahipler. Daha yüksek titreşimler alttaki titreşimleri tüketmekte ve dönüştürmektedir. Böylece her birimiz Evrensel Kanunları anlayarak ve ilkeleri değişiklik sağlayacak şekilde uygulayarak hayatımızdaki enerjileri değiştirebiliriz. Yazar Wallace D. Wattles, “Zengin Olma Bilimi” adlı kitabında Sürekli Dönüşüm Yasası hakkında konuşuyor. Basitçe söylemek gerekirse, şekilsiz alanın enerjisi sürekli olarak maddi dünyaya akıyor ve biçimleniyor. Bu enerji sınırsız ve tükenmezdir. Eski formlar tükendiğinde evrenin görünmez, gizli enerjisinden yeni formların ortaya çıkmasına yol açarlar. Evrenin enerjisi daima hareket eder ve formun içine ve dışına çıkar.
Bu doğa yasası, bize enerjinin daima bir hareket halinde olduğunu söyler. Bir form alacak, başka bir forma ilerleyecek, ancak her zaman hareket halindeyken hala ayakta durmuyor. Bu kanun, görülen ve görülemeyen her şeyin sürekli değiştiğinin fark edilmesi yoluyla evrene ve bilinçliliğimize ilişkindir. Bu enerjiyi kullanabilir ve onu istediğimiz biçime dönüştürebiliriz, o zaman şu anda bizimle olan enerjinin iyiye odaklanabileceğini anlamalıyız ve çevremizdeki şeyler daha iyi olacak şekilde değişecektir.
Enerji Sürekli Bilincimize Akıyor
Şu anda bu enerjiyi seçtiğimiz her şeye dönüştürüyoruz, şu anda, dikkat odağımızla. Formu olmayan enerji aklımız tarafından şekillendirilmeye uygundur. Bu yasayı öğrenerek değişimin tümü var demektir. İnsanlar “Ben her şeyi olduğu gibi seviyorum” diyor ancak cahiliyetini bu önemli yasaya göre ilan ediyorlar. Görüyor olmalıyız, ya büyüyor ya da ölüyor. Her şey değişiyor. Değişime direnmeyin, direnen kişi o zaman yasaya aykırı davranıp bedel ödeyecektir.
Bu nedenle Sürekli Enerji, Dayanışma Yasası ile birleştirin . Demek oluyor ki direnen büyümeye karşı direniyor ve bu insanlar geriye gidiyor ve öğrenmeyi, evrenle sürekli gelişmeyi ve büyümeyi engelliyor. Bu yasayı sizin için her zaman iyi ‘nedenlere’ akan biçimsiz şekillendirme yolunda fayda için kullanın. Yaşamınızın her yönünü geliştirmeye devam edin ve değişen zamanlarla sürekli büyüyün.
7- Nedeni ve Etkisi Yasası *Etki Tepki Yasası:
Yasaların Kanunu: Etki ve Tepki
Nedeni ve Etkisi Yasası, aynı zamanda Etki ve Tepki Yasası olarak bilinir. Aslında evrende hiçbir olay şans eseri veya yasaların dışında gerçekleşmez. Gerçekleştirdiğiniz her eylem, mutlaka bir tepki veya sonuç doğurur. Zaten kadim bir deyişle ne ekersek onu biçeriz. Ralph Waldo Emerson, bu ilkeyi “yasaların kanunudur” şeklinde tanımlar. Çünkü her insanın düşüncesi ve sözü, evrende bir enerji dalgası başlatır. Bu dalga, eninde sonunda arzulanan veya istenmeyen sonuçları fiziksel dünyaya taşır.
Enerjinin Geri Dönüş Döngüsü
Bu yasa, zihinsel düzlemde başlattığınız görünmez bir etkiler zincirini harekete geçirir. Özellikle niyetiniz ve duygularınız, hücresel yapınızdan çıkarak kozmosa ulaşır. Ancak bu enerji orada kalmaz. Tıpkı bir sarkacın salınımı gibi, titreşim enerjisi en sonunda orijinal kaynağına, yani size geri döner. Böylece her sebep bir etki yaratırken, her etki de yeni bir şeyin nedeni haline gelir. Sonuç olarak evren, sürekli hareket eden bir olaylar dizisi şeklinde ilerler.
Özgür İrade ve İlahi Adalet
Yaşadığımız her durum, aslında geçmişteki bir amacın sonucudur. Bu nedenle insanlar, tüm evreni etkilediklerini bilerek özgür iradelerini bilgece kullanmalıdır. Ayrıca, hem kendinize hem de topluma fayda sağlamak için iyi işler yapmalısınız. Hayatın refahı, başkalarına yardım ettiğiniz ölçüde size geri döner. Çünkü ilahi adalet, eylemlerinizin niteliğine göre uygun sonuçları size mutlaka atar. Kısacası, iyi düşünceler ve davranışlar, daha iyi bir dünyanın tek anahtarıdır.
Günlük Hayattan Somut Örnekler
Etki-Tepki Yasası’nı anlamak için basit fiziksel süreçlere bakabiliriz. Örneğin yemek yemek, dinlenmek veya çalışmak gibi aktivitelerde aşırıya kaçtığınızda, vücudunuz hemen olumsuz tepki verir. Hatta düşünce gücünü yanlış kullanmak bile ilgili organları doğrudan etkiler. Buna bağlı olarak, basit bir dengesizliğin fiziksel sağlığınızı bozduğunu fark edersiniz. Bu örnek, evrensel yasaların her an hayatımızda nasıl işlediğini açıkça kanıtlar.
8- Tazminat Yasası:
Ne ekersen onu biçersin
Ralph Waldo Emerson makalesinde “Tazminat Yasası” için her insanın katkıda bulunduğu durum için benzer bir şekilde karşılık gördüğünü yazmıştır. Ne ekersen onu biçersin Yasası’nın yeniden düzenlenmesidir. Sizin çabalarınız ve katkılarınız için her zaman her ne kadar olursa olsun, az ya da çok az bir bedel ödeyeceğiniz anlamına gelir.
“ Evren her zaman kendini dengelemeye çalışır, aslında bunu talep eder. ” – Michael Corthell
Değerinizi Artırın:
Bu Yasa, uzun vadede asla sizden daha fazla tazmin edilmeyeceğinizi de söyler. Bugün kazandığınız gelir, geçmişte yaptığınız şey için tazminatınız dır. Tazminatınızı artırmak istiyorsanız, katkınızın değerini artırmalısınız.
Zihnini Başarı ile Doldur:
Ruhsal tavrınız, mutluluk ve tatmin duygularınız da kendi aklınıza koyduğunuz şeylerin sonucudur. Kendi aklınızı başarı, mutluluk ve iyimserlik düşünceleri, vizyonları ve fikirleriyle doldurursanız, günlük faaliyetlerinizdeki olumlu deneyimlerle ödüllendirileceksiniz.
Ödenenden Daha Fazlasını Yapın
Tazminat, Ne ekersen onu biçersin Yasası’nın bir başka sonucu da bazen “Aşırı Kompanzasyon Yasası” olarak adlandırılan şeydir. Bu yasa, büyük bir başarının, her zaman dışarı yansıttıklarından daha fazla değer verme alışkanlığından kaynaklandığını söylüyor. Onlar ödedikleriden daha fazlasını yapıyorlar. Her zaman beklentileri aşmak için fırsatlar arıyorlar. Ve onlar her zaman aşırı telafi edildikleri için, her zaman kendi işverenlerinin ve müşterilerinin saygınlığı ve kişisel başarıları ile birlikte gelen finansal ödüller ile ödüllendiriliyorlar.
Etkileri Sağlayın, Tepkilerin Tadını Çıkarın.
Tazminat Yasası, Yaşamdaki temel sorumluluklarınızdan biri kendinizi ve faaliyetlerinizi Etki Tepki Yasası (ve onun içtihatları) ile hizalayarak, her zaman işe yarayıp yaramadığını bizzat deneyimleyip her zaman işe yaramayan bir yasa olmadığını kabul etmektir. Yapacağınız şey hayatınızda zevk almak istediğiniz sonuçlarla tutarlı olan sebepleri oluşturmaktır. Yaptığınız zaman, arzu ettiğiniz ödülleri fark edeceksiniz.
Aksiyon Çalışmaları
Tazminat Yasası, İşte bu fikirleri hayata geçirmek için hemen yapabileceğiniz iki şey var.
Öncelikle, ödüllerinizin her zaman hizmetinizle doğrudan doğruya orantılı olacağını hatırlayın. Hizmetlerinizin değerini bugün müşterilerinize nasıl artırabilirsiniz?
İkinci olarak, yaptığınız her şeyde Aşırı Dengeleme Yasasını kullanmak için ekstra yol gitmenin yöntemlerini arayın. Bu, başarının büyük sırrıdır.
9- Görelilik Kanunu:
Görelilik Kanunu, Her birey ; bu sınavların ,derslerin ,her birinin içindeki ışığın güçlendirilmesi amacıyla bir dizi sorun ”İNSİYASYON -DERS TESTLERİ” olarak kabul edilecek ve sorunları çözmek için ilerlerken kalplerimize bağlı kalacaktır.Bu yasa aynı zamanda problemlerimizi ,başkalarının sorununa uygun bakış açısıyla karşılaştırmamızı da öğretmektedir.
Durumumuzu ne kadar kötü algıladığımız önemli değil ,her zaman daha kötü durumda olan biri var ,O’nun tüm akrabaları …
Bu görelilik yasasının Manevi ve Metafiziksel yönleri ,fiziksel Dünya’mızda ki her şey yalnızca bir ilişki ile ya da bir şeyle karşılaştırılarak gerçekleştiğini söyler.
Işık sadece var ; Bizler onu kötüyle karşılaştırırız ,iyi olanı kötüyle ,kötü olanı iyiyle ,Sıcak sadece var olabilir çünku onu soğuk olarak karşılaştırirız.
Görelilik Kanunu, aslında hayatımızdaki her şey onu bir şeylerle kıyaslayana kadar.Hayattaki hiç bir şeyin , durumlara,olaylara verdiğimiz anlam dışında hiçbir anlamı yoktur.
Durumunuza nasıl baktığınız ve bu durum hakkında düşünmeyi, düşündüğünüz düşünce ve bakış açısı sadece…
İyi düşünceler ve enerjilere odaklandığınızda ,size daha iyi şeyler mutlaka gelecektir. ”Kalpten inanmakla ve doğru duygu ,düşünceler içinde Olmakla başlar” Neyi ! Hayatımıza çektiğimiz.
Aynı şekilde durumumuzun ne kadar kötü olduğuna odaklanırsanız ,daha da kötüye çekilirsiniz.
Evrensel Yasa…….
Görelilik Yasası, tek başına bakıldığında şeylerin tarafsızlığıyla ilgilidir. Dolayısıyla, belirli bir kişi, deneyim, duygu veya eylem, başka bir şeye kıyasla ona bakana kadar iyi veya kötü olarak değerlendirilmez.
Örneğin, fakir olduğunuzu düşünebilirsiniz, ama belki de üç zengin amcanız var. Bu yasayı aklınızda tutarak, başınıza gelen her şey hakkında her zaman birden fazla bakış açısı olduğu gerçeğinin farkındasınız. Bu alternatif perspektiflere girmeye çalışmak sizi daha minnettar hale getirebilir ve ayrıca hayatta nerede iyileştirmeler yapabileceğinizi gösterebilir.
Yaşam durumunuzu her zaman başkalarıyla karşılaştırabilirsiniz ve bakış açınıza buna nasıl baktığınıza bağlı olarak ,daha iyi ya da daha kötü görünecektir.Durumunuzu daha da kötü olan birisi ile karşılaştırırsanız; Durum ne olursa olsun ”her zaman birileri kötüleşir ve her zaman birileri daha iyidir”
Ancak manevi bir bakış açısından, etiketleme engellerini kaldırabiliriz ve her şeyi olduğu gibi kabul edebiliriz.
Görelilik Kanunu, Yeni bir Dünya’dan -Eckart Tolle ”siz formda her zaman birinden ,diğerine üstün olacaksınız, başkalarına üstün olacaksınız. Özünde ne kimsenin altında ne de daha üstünsünüz dür. Gerçek öz saygı ve gerçek alçak gönüllülük bundan kaynaklanır. EGO’nun gözünde, benlik saygı ve alçak gönüllülük çelişkilidir,gerçekte onlar aynıdır.
10- Polarlık Yasası:
Polarite Hukuku, herşey bir sürelilik içindedir ve bunun tersi vardır ,karşıt kutup üstünde yoğunlaşarak istenmeyen düşünceleri bastırıp dönüşüme uğrayabiliriz…
”Zihinsel titreşimlerin yasasıdır”
Bir sağ olmadan -bir sola, bir aşağıya – bir yukarıya, başarısızlığa ve başarıya, bir kötü olmadan iyi bir ikiliye sahip olduğunuzu görebiliyoruz. Bu bir DUALİTE Dünya’sıdır. Bununla birlikte karşıtların kesinliği yoktur, birinin başladığını ve diğerinin başladığını söyleyebilecek bir nokta yoktur, bir ölçek aralığıdır.
Polarite Hukuku, iki kutup veya karşıt vardır, bir şeyin iki uç arasındaki farka kutup denir.
Aşırı dereceler ya da kutuplar arasında mutlak derecede fark vardır.Bu kanunlar aslında bu karşıtların aynı şeyin farklı tezahürleri olduğunu belirtiyor. Örnek verecek olursak Soğuğun durduğunu ve ısının başlayacağını söyleyebileceğiniz bir nokta yok, hepsinin aynı kutupta olması.
”Her terslik, her başarısızlık ve her kalp çekimi kendisine eş değer veya daha büyük bir fayda tohumu taşıyor”
”Her şey ikili her şey kutuplu, her şeyin zıt tarafları var …
-Klasik Think and Grow Rich – Adlı kitabın yazarı Napoleon Hill
Polarite Hukuku, benzeri ve benzeri aynı zıttı doğada özdeş ama derece farklı aşırılıklar buluşuyor, tüm gerçekler sadece yarı gerçekler bütün paradokslar uzlaştırılabilir”
KYBALİON
İlkeyi anlamak, sanatın hakim olması için zaman ayırıp gerekli çalışmaları yapacak olursa, kendi Polaritesini ve başkalarını değiştirmesine olanak tanır.
Polarite Yasasının üstünlüğü, maddi Dünya’nın dağılmasından nasıl denge, odaklanma ve ayrılmanın sağlayacağını öğrenmeyi gerektirir.
Ruhani Bakış Açısı…..
Ruhani bakış açısıyla bakıldığında ise, Polarite Yasası, ne istediğinizi belirledikten sonra, ne istemediğinizi sorunsuz bir şekilde bileceğinizi ima eder. Zıtlıkların varlığı, hayallerimizi sürdürmek için tutkularımızı beslemenin anahtarıdır. Bu, çocukken sefil bir hayat yaşayan bir kişinin neden çocukluk deneyimlerini yeniden yaşamamak için daha çok çalışmak için ilham aldığını açıklar.
Kutupsallık Yasası’nı düşünürken hatırlanması gereken en önemli şey, kesinlikle her şeyin bir zıttı olması ve bu karşıtların yaşamımızı anlamamıza izin veren varlığının olmasıdır. Sonuç olarak, zor bir şeyden geçtiğinizde, gelecek iyi gelişmeleri gerçekten takdir etmenize yardımcı olan bu şey olacaktır.
Kendinize bunu düzenli olarak hatırlatarak, sorunlu zamanlarda esnekliğinizi artırabilirsiniz. Örneğin, kötü bir bölünme acı verici olsa da, bir ilişkide sizin için neyin işe yaramadığını öğretir ve nihayetinde neyin işe yaradığını bulmanıza yardımcı olur.
11- Ritim Hukuku:
Ritim Hukuku, her şey titreşir ve belli ritimleri sürdürür. Bu ritimler mevsimleri, döngüleri, gelişim evrelerini ve kalıpları belirler. Her döngü, Tanrı’nın Evreninin düzenliliğini yansıtır. “Her şey akar, içten içe akar; her şey onun gelgitlerine, her şeyin yükselip çökmesine, sarkaç salınımının her şeye tezahür etmesine, sağa salınımın ölçüsü sola salınımın ölçüsüdür; ritim telafi eder ” – – Kybalion. Rhythm Yasası, evrendeki enerjinin bir sarkaca benzediğini belirtmektedir. Her ne zaman bir şey sağa salınırsa, o zaman sola doğru sallanmalıdır.
Varolan her şey bir dansa, sallanan, akan ve ileri geri sallanan bir dansa dahil olur. Her şey büyüyor ya da ölüyor. Ritim Hukuku, ekonomilerin döngülerinde bile görülebilir, daha sonra düşük bir dönem yüksek bir dönem vardır. Mevsimimiz, mevsimlerin yazdan kışa sürekli bir akış içerdiğini görebilirsiniz. Her şey döngülerden geçiyor, ancak her şeyin ritmi ya da deseni var. Rastgele görünen şey aslında çok düzensizdir. Ritim yasası ekonomimizi, sağlığı, ilişkileri ve maneviyatı da yönetir. Diyelim ki, sağlığınız ve formunuzla en yüksek potansiyele sahip olduğunuzu varsayalım.
Ritim Hukuku, doruk noktasında olduğunuzu anlarsanız, sağlığınız ve zindelik durumunuzun düştüğünü öngörebilirsiniz. Bununla birlikte, “sağlıkta düşüş” ifadesini yanınıza koymak yerine, vücudunuzu dinlendirmek için bir işaret olarak görüyorsunuz. Ardından, kanunen, daha iyi ve daha yüksek bir potansiyel halinde büyümek zorundasınız. Masters, bir döngünün olumsuz kısımlarının üst üste nasıl yükselip çıkmayacağını bilerek, heyecanlı olmamak ya da olumsuz şeylerin bilincine nüfuz etmesine izin vererek bu yasa hakimiyetinin dengede olmasını sağlar. Duyguların sola veya sağa çok fazla salınmasına asla izin vermeyin.
Bazen Sürekli Hareket Yasası
Bazen Sürekli Hareket Yasası olarak adlandırılan Ritim Yasası (şaşırtıcı bir şekilde) harekete odaklanır. Özellikle, her şeyin döngü halinde geldiği gerçeğini ifade eder.
Ritim Hukuku Bunu doğada, örneğin mevsimlerde ve vücudun yaşlanma sürecinde görebilirsiniz. Bununla birlikte, bir kişinin yaşam aşamaları için de eşit derecede geçerlidir ve buna yansıtmak perspektif kazanmanıza yardımcı olur. Bugünün mevsimi iyi olabilir, ancak hiçbir şey kalıcı değildir, bu yüzden sürdüğünüzde sahip olduğunuzdan keyif alın. Alternatif olarak, belki de şu anda döngünün negatif bir bölümünde bulunuyorsunuz, ancak sizi önümüzdeki ay döngülerde başarılı bir şekilde değiştirmeye hazırlayan şey olabilir.
12- Cinsiyet Yasası:
Eril ve Dişil Enerjinin Uyumu
Cinsiyet Yasası, biyolojik cinsiyetin ötesinde, evrendeki her varlığın özünde bulunan enerji dengesini açıklar. Bu yasa, biyolojik cinsiyetle doğrudan ilgili olmaktan ziyade evrendeki her şeyin eril ve dişil enerji türlerinden oluştuğunu belirtir. Bu enerjiler yin ve yang veya anima ve animus olarak da adlandırılabilir. Mutlu ve dengeli bir yaşam sürmek için bu iki enerji türü arasında bir uyum yakalamak esastır. Doğadaki her şey hem erkek hem de kadın bileşenler barındırır ve yaşamın devamlılığı için her iki güce de ihtiyaç duyulur.
İçsel Denge: Eril ve Dişil Yönler
Bireyler kendilerini erkek ya da kadın olarak tanımlasalar da, içlerinde her iki yönü de taşırlar. Dişil taraf genellikle yumuşak hassasiyeti, sezgileri ve yaratıcılığı temsil ederken; eril taraf koruyucu, analitik ve harekete geçen gücü simgeler. Bazı kişilerde bir yön daha baskın olabilir, ancak bu durum diğerinin eksik olduğu anlamına gelmez. Önemli olan, her iki enerjinin de potansiyel olarak mevcut olduğunu anlamak ve bunları hayatın farklı alanlarında uyum içinde kullanabilmektir.
Gebelik Dönemi ve Sabır İlkesi
Evrensel yasaların önemli bir parçası da gebelik veya kuluçka dönemidir. Fikirler, umutlar ve hayaller birer tohum gibidir. Bir tohumu ektikten sonra onu sulamak, ona güneş ışığı sağlamak ve beslemek gerekir. Ancak doğru zaman gelmeden önce sonuç almak için acele etmek veya toprağı sürekli karıştırmak, filizlenmekte olan fideye zarar verebilir. Bu nedenle, hedeflere giden yolda sabırlı olmak ve her fikrin olgunlaşması için belirli bir süreye ihtiyacı olduğunu kabul etmek gerekir.
Süreklilik ve Vazgeçmemenin Önemi
Cinsiyet Yasası, başarının tam eşiğindeyken pes etmemeyi öğretir. Birçok kişi hedefe en çok yaklaştığı anda çabalamayı bırakma hatasına düşer. Tıpkı madene ulaşmasına ramak kala işi bırakan bir madencinin hikayesinde olduğu gibi, vazgeçmek bir başkasının sizin emeğinizden faydalanmasına neden olabilir. Sürecin işlediğine inanmak ve doğal gelişim evrelerine saygı duymak, uzun vadeli başarıyı getirir. Çabayı sürdürmek ve vaktin gelmesini beklemek, evrensel işleyişle uyumlu bir yaklaşımdır.
Vedik Doğum Haritası Analizi İçin Daha Fazla Bilgi
Daha Fazlası İçin Blog Yazıları
Instagram sayfamızı takip edin Instagram
